'Meclis'in sessizliği barışa yönelik bir sessizliktir'

  • 09:20 4 Aralık 2018
  • Güncel
Dilan Babat 
 
ANKARA -DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in açlık grevinin 27'inci gününde 10 vekilin mecliste gireceği açlık grevine dikkat çeken HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, "Bu meclisin bir üyesi bedenini açlıkla bir şeye dikkat çekiyorsa, bu hükümete düşen de üyesine kulak vermektir. Tecridin bir an önce kaldırılması ve Meclis'in rol ve misyonunu oynaması lazım" dedi. 
 
Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi'nde 8 Kasım'da süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayan Demokratik Toplum Kongresi(DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki  ağırlaştırılmış tecride dikkat çekmek için 27 gündür açlık grevinde. Bugün yapılacak Meclis Grup Toplantısı'ndan sonra HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ında aralarında olduğu 10 HDP'li vekil, Leyla'nın eylemine destek amacıyla 3 gün açlık grevine girecek.
 
HDP Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, Leyla'nın eyleminine destek amacıyla Meclis'te yapacakları açlık grevi ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  
 
'Leyla Güven'in dikkat çektiği noktaları görmek lazım'
 
Leyla'nın eylemine destek amaçlı cezaevlerinde yapılan açlık grevlerine dikkat çeken Dirayet, "Leyla Güven'in başlatmış olduğu bu açlık grevinin kendisi Türkiye'nin sorunlarının demokratik yolar ile çözülmesi ve katledilen, ayaklar altına alınan hukuk sistemine de dikkat çekilen bir eylem. Leyla arkadaşımızın  dikkat çektiği noktaları  görmemek, ciddi anlamda hem halkların hem kadınların ve Türkiye'nin geleceği açısından bununla mücadele etmemek anlamına gelir" dedi. 
 
'Leyla Güven kişisel bir talepte bulunmadı'
 
Leyla'nın örülmek istenen savaş politikalarının ve  ülkenin sürüklendiği karanlığa  dikkat çektiğini vurgulayan Dirayet, "Kadın mücadelesinin önemli isimlerinden biri bu eylemi ile bu  sürece müdahale etmek istiyor. Leyla Güven bugün kişisel bir talepte bulunmadı. Hem bir milletvekili haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyor. Hem benzer bir durumda olan diğer siyasi parti CHP milletvekilinin tahliyesine rağmen ona özel bir hukuk uygulandı. Çok ciddi bir hukuksuzlukla karşı karşıya. Leyla Güven bu konularda bunu gündeme getirmek isteyen, bir tarafa çekmek için bu grevi başlatmadı" ifadelerini kullandı.   
 
'Uluslararası komplo aynı konseptle devam ediyor'
 
Leyla'nın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin bir an önce son bulması için açlık grevine girdiğini söyleyen Dirayet, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sıradan bir tecrit olmadığını belirtti.  Dirayet, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir siyasi tutsağın ailesi, akrabaları ve avukatları ile görüşmemesi basit bir durum olarak ele alınmaz. Bizim 20 yılık bir süreçte bir deneyimimiz var. Sayın Öcalan yıllardır İmralı'da tutuluyor. Uluslararası bir komplo ile getirildi, uluslararası hukuk çiğnendi. Yargılanma aşamasından tutalım, yaşanılan hak ihlallerine karşı birçok ihlal yaşandı ve bu konseptin devamı olarak bu süreç devam ediyor. 20 yıl içerisinde Sayın Öcalan'ın rol ve misyonu, barışı getirmek için nasıl mücadele ettiğini, kadınların özgürleşmesi için nasıl mücadele verdiğini ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için ne kadar büyük bir emek sarf ettiğini biliyoruz. Bu olanaklar ve imkanlar sağlandığı zaman Türkiye'nin nasıl büyük bir dönüşümle karşı karşıya kalındığını da gördük."  
 
'Toplum olarak bu eylemi sahiplenmemiz lazım'
 
2013 yılında başlayan çözüm sürecinin en büyük mimarisinin Abdullah Öcalan olduğuna dikkat çeken Dirayet sözlerine şu şekilde devam etti: "Ortadoğu'daki gelişmeler Sayın Öcalan'ın fikirleri ve tezleri yürütülen siyaset biçimiyle yakından ilgiliydi.  Bizler bir kez daha bu siyaset biçimine ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. Sayın Öcalan'ın ortaya koyduğu felsefik, politik mücadele hattının Türkiye'nin demokratikleşmesi ve barışın kalıcılaşması için yürüttüğü bu mücadeleye çok ihtiyaç var. Gittikçe faşizmin derinlerine indirgemeye çalışılan ve faşizmi bir bütün olarak ülkeye dayatan bir karanlıkla karşı karşıyayız. Burada sadece Kürtler ve kadınlar kaybetmez. Burada, Türkiye toplumu da kaybediyor. Tecrit bizim için bunu ifade ediyor. Tecridin kırılması demek aslında bu sorunların ortadan kaldırılması demek. Leyla Güven'in bu açıdan başlattığı açlık grevi bizim için önemli ve toplum olarak bunu sahiplenmemiz lazım."  
 
'AİHM ve CPT içi boşaltın bir kurum haline geldi'
 
Bu süreçte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi'nin (CPT) sesiz kalmasına değinen Dirayet, "Sayın Öcalan'ın Türkiye getirilmesi bir hukuksuzluktur. Bu komplonun ürettiği bir siyasi biçimi olarak İmralı cezaevi dizayn edildi. İmralı cezaevinde yapılan sistem uluslararası güçlerde komplonun yaratıcılarından bağımsız değil. AİHM ve CPT'nin verdiği kararlar ve yürütmüş olduğu kararlar karşısındaki sessizliği kendi hukuklarına aykırı bir durum. Avrupa'nın kendi değeri olarak var eden yüzlerce yıl mücadelesini, halkların verdiği değerin içini boşaltan, çıkar ilişkilerine kurban eden bir şekilde kendisini de inkar eden bir süreç ile karşı karşıyayız. AİHM ve CPT'nin de bu kararları bu siyasetten bağımsız değildir. Onların izin verdiği kadar, süreçlere dahi olan müsaade ettikleri kadar karar verebilen bir oluşum haline geldi. Efrîn kararında da benzer bir sürece tanıklık ettik. İmralı'daki sistemi bu güçlerden bağımsız ele alamayız" şeklinde konuştu.   
 
'Meclis'in sessizliği barışa yönelik bir sessizliktir'
 
Son olarak Leyla'nın açlık grevinin kritik günlere geldiğini söyleyen Dirayet, Türkiye parlamentosunun acil bir şekilde bu duruma kulak vermesi gerektiğini ifade etti. "Her şeyden önce Leyla Güven bu parlamentonun bir üyesidir. Bütün hukuksuzluğu yaşayan bir vekil. Kendi bir milletvekili olduğu halde cezaevinde rehin tutuluyor" diyen Dirayet, ülkenin sorunlarının tartışılması gereken yerin Meclis olduğunu; ancak Meclis'in üyesi bir vekilin 27 gündür açlık grevinde olduğunu ve Meclis'in bu meseleye kör, sağır ve dilsiz bir durumda olduğunu ifade etti. Bu tutumun yalnız Leyla'ya karşı bir tutum olmadığına dikkat çeken Dirayet, "Ülkenin demokrasisini ve barışa yönelik bir tutum ve sessizliktir. Halkın sorunlarına karşı bir sessizliktir. Bu meclisin bir üyesi bedenini açlıkla bir şeye dikkat çekiyorsa bu hükümete düşen de üyesine kulak vermektir. Bu konuda acil bir cevap verilmesi gerekiyor. Tecridin bir an önce kaldırılması ve Meclis'in rol ve misyonunu oynaması lazım" dedi.