Emine Ürün direnenlerin mirasını sahiplenmenin yanıtı oldu

  • 10:15 21 Kasım 2018
  • Güncel
ŞIRNAK - Direnişin adı Asya Yüksel'i Uludere'nin heybetli ve dik duran, başı sisli dağlarına benzeterek anlatan yaşamını yitiren annesi Emine Ürün, yaşamı ve duruşu ile direnenlerin mirasını sahiplenmenin neyi ifade ettiğinin yanıtı oldu.
 
Şırnak'ın Cizre ilçesinde yaşanan sokağa çıkma yasakları sırasında çıkan çatışmalarda katledilen Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Asya Yüksel'in annesi Emine Ürün tedavi gördüğü hastanede 19 Kasım gecesi yaşamını yitirdi. Kızı Asya'nın ardından verdiği her röportajında "Onu ve arkadaşlarını asla unutmayacağım" diyen Emine, ajansımıza verdiği son röportajında ise " Yaşadığım onca acıya rağmen elimde kalan tek şey direnmek" demişti. 
 
Küçük Asya bizi ilk karşılayan oluyor
 
Bu yılın Şubat ayıydı. Annenin kızı Asya'ya benzettiği Uludere'nin heybetli ve dik dağlarının arasından Asya Yüksel'in evine doğru yürüyoruz. Eve girdiğimiz gibi bizi ilk karşılayan daha yeni yeni yürümesini öğrenen ve yaşamını yitiren teyzesinin adını alan küçük Asya oluyor. Yeşil gözleri ile uzun süre bizi süzen Asya odanın içinde dolaşıyor.
 
Asya Yüksel'in yaşamını yitirişinin yıl dönümünde röportaj almak için evine misafir olduğumuz Emine Ürün, bizi hiç kırmadan kameranın karşısına geçiyor. Kamerayı açtığımız gibi küçük Asya hemen gelip anneannesinin kucağına oturuyor. Röportaj boyunca kucaktan kalkmayan Asya'nın görevi de teyzesinin fotoğrafını tutmak.
 
'Ben ne diyeyim ki?'
 
"Hafif acılar konuşabilir ama derin acılar dilsizdir" der Romalı bir düşünür. Önce bana sonra da kameraya bakan annenin gözlerinden anlaşılan sözler dilinden dökülüyor: "Ben ne söyleyeyim kızım." Her röportajda olduğu gibi bilindik soruyla başlıyoruz konuşmaya: "Asya nasıl biriydi?" Fotoğrafta ki kızının yüzünü okşadıktan sonra bize dönerek konuşmaya başlayan annenin ağzından şunlar dökülmüştü: "Herkese çok iyiydi ve buradaki bütün insanlar da onu çok seviyordu. Kadınlara ve kadın mücadelesine çok bağlıydı. Bu mücadele için köy köy gezerek çalışma yürütüyordu. Çok saf duygular ile bu işi yapıyordu."
 
Asya ile son konuşması
 
Ben onun bizimle yaptığı son konuşmasını buraya yazdığım gibi o da Asya'yla çatışmalar esnasında yaptığı son konuşmasını şöyle anlatmıştı: "Kızım orada onurlu bir direniş sergiledi. Onu ve bu yaşadıklarını asla unutmayacağım. Onunla çatışma zamanlarında da telefonla konuşuyordum. Bodrumlara girdiklerinde de onlarla konuşmaya devam ettim. Sonra televizyonda gördüm yaralı olduklarını, zaten konuştuğu telefon da Asya'nındı. Ben ona sizi orada öldürecekler dedim, o da bana 'Anne kendini üzme, şerefli bir ölüm mü iyi yoksa şerefsiz bir ölüm mü?' diye sordu bana. Ben de şerefli bir ölüm dedim.  O da bana 'madem öyle bana niye bunları söylüyorsun. Kızım ve oğluma sahip çıkın kendinizi de üzmeyin. Sen benim annemsin yapma bunu' dedi. Ben de sizi gördükçe nasıl üzülmem dedim. Kızımın son sözleri de bunlar oldu." 
 
Bizde seni asla unutmayacağız…
 
Kızını ve yaşadıklarını anlatırken ağlamaması dikkatimizi çekmişti. Biz bir anne nasıl ağlamaz diye düşünürken Emine şu cevabı veriyor: "Elimizden sadece direnmek gelir. Ben gözlerim gördüğü sürece nefes aldığım sürece kızımın mirasını büyüteceğim. Ayağım sağlam olsaydı, onun geride bıraktığı görevi ben yerine getirir köy köy, şehir şehir gezerdim. Ama ölüme kadar bu dünyada var olana kadar ben ne onu unuturum ne de onun mücadelesini yarıda bırakırım. Asla unutmayacağım." Emine bu sözleri ile sormadığımız sorumuza yanıt olmuştu. Kızı Asya ve arkadaşlarını unutmayacağını her fırsatta ifade eden Emine, sadece direnen bir kadının annesi olmanın ötesinde duruşu ve mücadelesiyle tarihe iz bırakan Botanlı kadınlardan biri oldu.
 
Kızı Asya'nın yanına defin edildi
 
O kızını "Uludure'nin heybetli ve başı dik duran sisli dağlarına benziyor" diye betimlerken biz de onu "Yaşadığı acıya rağmen elinde kalan tek şeyin direnmek olduğu" sözleri ile hatırlayarak hiç unutmayacağız. Emine, yaşamını yitirdikten sonra üç ay boyunca cenazesini arayıp bulduğu kızı Asya Yüksel'in yanına defin edildi.