İlkleri ve örgütlülük deneyimleri ile bir model arayışı: Kuzey Suriye

  • 09:02 19 Kasım 2018
  • Güncel
Zeynep Kızılırmak
 
HABER MERKEZİ - Dış işgal, iç savaş ve gerici erkek zihniyetine karşı üçlü mücadele yürüten Kuzey Suriyeli kadınlar, Kelebekler'in mücadelesinin bayrağını devraldığı yerden devam ettiriyor. Kuzey Suriye'ye yönelik tehditlerin altında bu sisteme duyulan korku yatarken, kadınlar ise geldikleri aşamayı, "Kadın mücadelesinin henüz başındayız, daha alacak çok yolumuz var. Önce kara çarşafları yırttık şimdi bize biçilen kaderi yırtıyoruz" diye anlatıyor.
 
Malumunuz olduğu üzere bu yazının konusu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü. Aslında bunu tek bir günle sınırlamanın kendisi başlı başına sorunlu ancak kadınların birbirini anımsaması ve gerçek düşmanlarını tanıması için bugünlerde eylemlerin yoğunlaştırıldığını düşününce o kadarda kötü değil, bazen bir günde olsa bazı şeylerin altını kalın çizgilerle çizmek. 25 Kasım 1960'ta Dominik diktatörü Rafael Leónides Trujillo, Mirabal ailesinin dört kız kardeşinden Minerva, Maria ve Patria'yı katletti. Kelebekler olarak bilinen Mirabal kardeşler, diktatörlüğe karşı sürdürülen mücadelenin en önemli figürleriydi. Diktatörlüğü süresince 50 binden fazla insanı katleden Diktatör Trujillo, önünde kimsenin duramayacağı inancıyla dağa taşa diktatörlüğünün sembollerini inşa ederken, "Ülkenin en büyük sorunu Mirabal kardeşlerdir" diyecek kadar korkuyordu.
 
Kelebekler'in direnici ile mücadele deneyimlerin zenginleştirmek 
 
Bugünlerde de dünya yine benzer bir durumu yaşıyor. Gerçi esnek ya da katı eksik olmadı dünyadan diktatörler ama kadınlara dönük her türlü şiddetin gündem edildiği, şiddetin apaçık bir biçimde ulus devletlerin varlık yokluk sorunu olduğunun gösterildiği, kadınların apayrı ülkelerde aynı sorunları yaşadığı bir dönemdeyiz. Ve yine kadınların ördüğü direniş ağı diktatörleri korkutuyor. 
 
Kelebekler'in direnci ve hikayesini herkes yazı konusu yapacak her 25 Kasım olduğu gibi. Yazılmalı da ama yanına yeni Kelebekler'in direnç ve varoluş hikayeleriyle verilmeli. Ataerkil dünya düzenine karşı kadın direnişinin yeni öncülük rolünü üstlenen ve bir kıvılcımdan "başka dünya mümkün" hayalini gerçekleştirmek için kocaman bir ateş yakan kadınların. 
 
Kaostan kadın sistemine: Kuzey Suriye deneyimi 
 
Ortadoğu'nun kaos ortamı içinde ve Suriye iç savaşının başladığı günden bu yana "başka bir dünya mümkün" diyen Kuzey Suriyeli kadınlar, Kelebekler'in direnişinin yıldönümünde en çok anılmayı ve anlatılmayı hak ediyorlar. Hani şu; 8 yıl öncesine kadar Suriye rejiminin otokratik "tek adam" baskısının ardından mücadele eden daha sonra ataerkin 21 yüzyıldaki çıplak yüzü olan DAİŞ'in karanlığına karşı savaşarak, içine sokulmaya çalışıldıkları siyah çarşafları yakıp yeni kadınca bir sistem kurmak için kolları sıvayan kadınlar. Kuzey Suriye Federasyonu ya da tüm dünyada bilinen ve artık umut olarak görülen "Rojava Devrimi"nin içinde örgütlü güçleri ile var olan kadınların birey birey hikayeleri ve oluşturdukları sisteme dair konuşmak gerek. 
 
Nermin çocuk yaşta evlendirmeleri önlemek için çalışıyor 
 
Mesela bu kadınlardan Halepli Nermin Müslim. "Herkes kendi yarası neyse başkasında o yarayı iyileştirmeye çalışır" denir ya Nermin'in de geçmişten kalan yarası çocuk yaşta evlendirilmek. 14 yaşındayken kendisinden 9 yaş büyük biriyle evlendirilen Nermin, Suriye krizinin başında çalışmak amacıyla Lübnan'a göç etmiş. Burada bir çocuğu olan Nermin, toplumsal yaşamdan koparılmasını kabul etmeyerek eşinden boşanıp Suriye'ye geri dönmüş. Onu buraya yeniden çeken şey "Rojava Devrimi" olmuş ve "Bende bu sistemin bir parçası olmalıyım" diyerek kucağında çocuğu ile bir işin ucundan tutmuş. 
 
Demokratik Arap Gençlik Hareketi üyesi olan Nermin, yaşadığı Şehba'da genç kadınları küçük yaşta evlendirmelere karşı bilinçlendirme faaliyeti yürütüyor ve "Çalışmalarımdaki tek hedefim küçük yaşta evliliklerin önünü kesmek için genç kadınları bilinçlendirmektir" diyor.
 
Bir ağaç gibi tek ve hür...
 
"Bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine" diyor ya şair. Bunun ütopya olduğunu düşünenler o ütopyanın kadınca oluşturulan bir sistemde ne kadar mümkün olduğunu bilmeli. Kuzey Suriye'deki Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Çerkes, Türkmen bütün halklardan kadınlar kendi örgütlülüğünü oluşturarak sisteme dahil oluyor. Bunlara sadece bir örnek Süryani kadınlar kendi ağaçlarının dallarında örgütleniyor ki ormanın kardeşliğine erişebilsin. 500 üyesi bulunan Süryani Kadınlar Birliği, yakın zamanda kongresini yaptı. Süryani Kadınlar Birliği Sorumlusu Siham Qeryo, "Demokratik Özerk Yönetim içerisinde yer aldık ve birçok kazanım elde ettik. Devrimde Süryani kadınlar da yer aldı ve Beyt El Nehren ve Sotoro gibi kadın askeri birlikleri oluşturuldu. Bu güçler DAİŞ çetelerine karşı Cizre Bölgesi'ndeki birçok askeri hamlede yer aldı" diyor. 
 
Rakka'da ilk kez 25 Kasım 
 
Suriye'nin Rakka kenti. Hani şu DAİŞ'in "başkent" ilan ettiği ve 4 yıllık zulmün ardından YPJ öncülüğünde özgürleştirilen ve kadınların "nerede kaldınız sizi bekliyorduk" diyerek çarşaflarını yakmasıyla tanıdığımız kent. Rakka bu yıl ilk kez 25 Kasım etkinliklerine tanıklık edecek. Kadınlar, kentte 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için ilk kez etkinlikler organize edecek. Rakka Kadın Yönetimi üyesi Zelîxa Ebdî, 25 Kasım günü için birçok farklı eylem ve etkinlik düzenleyeceklerini söylüyor ve sokaklarda şiddete karşı kadınları bilinçlendirmek için broşür dağıtmaya çıkıyor. 
 
'Önce kara çarşafları yırttık şimdi bize biçilen kaderi yırtıyoruz'
 
Bir başka Kuzey Suriye kenti Tebqa'da da benzer bir telaş var. Kadınlar hem örgütlülüklerini güçlendiriyorlar hem de ilk kez 25 Kasım nedeniyle kadınlar için etkinlik düzenliyorlar. Tebqa Kadın Meclisi şehir merkezinde oluşturduğu kadın merkezlerini köylerde de açmaya başlamış. Tebqa Genç Kadın Birliği üyesi Fatma Etiyê, "Kadın mücadelesinin henüz başındayız, daha alacak çok yolumuz var. Önce kara çarşafları yırttık şimdi bize biçilen kaderi yırtıyoruz" diye anlatıyor. 
 
Şedadeli kadınlar yaşamın her alanında
 
Savaşın en çok yaşandığı ve DAİŞ'in karanlığının en hissedildiği yerlerden biriydi Hesekê Kantonu'na bağlı Şedade kenti. İlçede bugünlerde kadınlar hummalı bir çalışma içinde. Şedade'nin 2016 yılının Şubat ayında QSD tarafından kurtarılması sonrası kadınlar mağduriyet durumundan irade ve karar sahibi olan, topluma öncülük eden bir düzeye ulaşmış. 2 Mart 2018'de kurulan Şedade Kadın Evi'nin 5 üyesi bulunuyor. Bu üyelerin 2'si kadınların yaşadıkları sorunlara çözüm bulma amacıyla oluşturulan Sulh Komitesi'nde yer alıyor. Kadın Evi'nin kuruluşundan bu yana başvurusu yapılan 750 sorunun 600'ü çözüme kavuşturuldu.
 
Şedade Kadın Evi Yönetim üyesi Emire El-Seid, "Kadınlar, DAİŞ'in zulmünden dolayı çok büyük acılar çekti ve sadece çocuk bakan bir konuma sürüklendi. Ancak ilçenin kurtarılmasından bu yana kadınlar siyasi, toplumsal alanlarda, yönetim alanlarında çalışmalar yürütüyor, topluma öncülük ediyor" bilgisini veriyor. 
 
Dêrazor'da savaşın içinde örgütlenen kadınlar  
 
Savaş dolayısıyla yorgun ve yaralı bir başka kent Dêrazor. DAİŞ'e karşı savaşın kıyasıya sürdüğü kentte kadınlar tıpkı kurtarılan diğer alanlarda ve kentlerde olduğu gibi kendi sistemlerini inşa ediyor. Dêrazor Kadın Meclisi, bölgedeki kadınların örgütlenmesi ve destek amacıyla yakın zamanda kentin doğusundaki El-Bisêra köyünde kadın meclisi açtı. Dêrazor Sivil Meclisi Eşbaşkanı Leyla Hesen, Kadın Meclisi merkezinin açılışını tüm bölge kadınlarına kutlayarak, kadınların toplumun inşasında öncü role sahip olduğunu, bu yüzden de kadınların örgütlenme çalışmalarının önemli olduğunu belirtiyor. 
 
Eyn Îsa'nın girişimci kadınları
 
Kuzey Suriye'nin Girê Spî Kantonu'na bağlı Eyn Îsa ilçesi QSD güçleri öncülüğünde DAİŞ çetelerinden özgürleştirildikten sonra ilçedeki kadınlar, "Rojava Devrimi"nin kadın örgütlülük modelini kendilerine esas alarak ilerliyor. Kongreya Star üyesi Hind Ibrahîm, kadınların DAİŞ çetelerinin yarattığı karanlık zihniyetten kurtulabilmesi için eğitim süreçleri başlattıklarını belirtiyor ve bu eğitimlere ilginin yoğun olduğundan bahsediyor. Yoksul olan ilçede özellikle ekonomik alanda kadınların girişimciliğinin yoğun olduğu görülüyor. İlçe ekonomisinin gelişmesinde de büyük rol oynayan kadınlar, geliştirdikleri bağımsız projelerle birçok kadınada iş imkanı yaratmış. İlçedeki kadınların yarısından fazlası geliştirilen projeler çerçevesinde iş imkanı bulmuş. 
 
Komünal kadın ekonomisine örnek: Xemla Jinê
 
Ekonomiden söz açılmışken, 8 yıllık savaşta ve ambargo nedeniyle Kuzey Suriye'de kadınlar alternatif ekonomik model ile de ekonomik şiddete karşı mücadele ediyor. Özellikle kooperatiflerle komünal üretimi esas alan kadınlar birçok kentte çeşitli mesleklerde birlikte üretiyor ve kazandıklarını ortak bölüşerek, yaşamını idame ettiriyor. Bunlardan biride Amude'de açılan Xemla Jinê Kooperatifi. Kuzey Suriye Federasyonu'nun kadın çatı örgütü Kongreya Star öncülüğünde oluşturulan Xemla Jinê'de onlarca kadın yer alıyor. Kooperatifte kadınlara ait bütün ihtiyaçlar satılıyor ve ilçe merkezinde pazar yerinde bulunuyor. Burada bütün eşyalar uygun bir fiyata satışa sunularak, ortak bir kazanım sağlanıyor. 
 
Yukarıda anlatılanlar Kuzey Suriye kentlerinden sadece bir kaç örnek, yeni sistemin ve içinde ilkleri barındıran kadın mücadelesine dair. Kadınlar kendi köylerinde, ilçelerinde ve kentlerinde kurdukları bu örgütlülükleri ülke geneline yayarak, model oluşturmayı hedefliyor. 5 Ekim'de Suriye'nin her tarafından gelen kadınların Kobanê'de gerçekleştirdiği buluşma, geleceğin nasıl inşa edilmesi gerektiğine dair ipuçları da barındırıyor. Suriye Kadın Meclisi öncülüğünde Suriyeli hukukçu ve aktivist kadınların düzenlediği çalıştayda, "Kadın Haklarının Teminatı, Demokratik Suriye İnşasının Temelidir" şiarı ile gerçekleştirildi. 
 
Suriye'ye ve tüm bölgeye model olabilir 
 
Son söz niyetine; Suriye iç savaşının başladığı günden bu yana "erkek aklın" cenderesi ve yöntemleriyle ilerleyen yorum ve tartışmalardan öte kadınların aslında çözümün yolunu gösterdiğini anlamak için Kuzey Suriye'de oluşturulan sisteme bakmak yeterli. Dış işgal, iç savaş ve gerici erkek zihniyetine karşı üçlü bir mücadele yürüten Kuzey Suriyeli kadınlar, 25 Kasım'ın ve Kelebekler'in mücadelesinin bayrağını devraldığı yerden devam ettiriyor. Diktatörlerin en büyük korkusu ve Rojava'ya yönelik tehditlerinin altında de en derinden bu sisteme duyulan korku yatıyor.